26 Eylül 2008 Cuma


Sevgili Düşmanım Sigara
24/06/2006
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Böyle bir başlık olur mu?, diye sorabilirsiniz.
Yani hem ‘sevgili’ diyeceksiniz, yani olumluluktan, güzellikten, bağlanmaktan sözedeceksiniz. Arkasından “düşmanım” kelimesiyle cümlenizi ve mesajınızı tamamlayacaksınız.
Şaka bir yana, Behzat Şaşal ustanın, yıllar önce yayınladığı ve minik görüntüsüyle 244 sayfa ile okurlarının karşısına çıktığı çıkarıldığı bir kitabı bu efendim. Bugün onun sayfaları arasında gezeceğiz. Gezintimiz sırasında neler göreceğiz, nelerle karşılaşacağız, hep birlikte göreceğiz efendim.
Buyrun:
GENEL OLARAK KİTAP
Öncelikle bir önsöz ve giriş bölümleriyle, sayfalarıyla karşılaşıyoruz.
Bir cümle önsözden: “Bir kitap (ölürüm de sigarayı bırakmam) diyecek kadar tiryakisi olmuş kişiler için değil, yeni başlamış fakat tiryakisi olmamış veya sigaraya henüz başlamış kişiler için yazılmıştır” denilişi kitabın vermek istediği, getirmek istediği mesajı, hedefi için önemlilik taşıyor.Giriş bölümünde de, sigaradan getirdiği, yarattığı zarar ve sıkıntılardan sözedilerek, bazı sualler soruluyor, arkasından “sigara” cevabı ortaya konuyor. Bunlardan, bu suallerden biri:- Çok önem verdiğiniz, erkeklik veya cinsel gücünüzü azaltan, iktidarsızlık meydana getiren nesne nedir? Sigara...
SONRA SIRASIYLA
Sevgili düşmanım sigara, adlı kitabın içindekiler bölümüne baktığımızda, gördüğümüz başlıklardan bazılarının sıralanışıyla devam edelim:- Sigarayı tanıyalım /Sigaranın etkileri/ Lütfen dikkat/ Sigara dumanı ve nikotinin etkileri/ Sigaranın kanser etkisi/ Sigara ve seks/ Kadın üzerindeki etkisi/ Özellikle sigara içilmemesi gerektiği anlar/ Sigara, alkol ve din/ Sigara ile savaş/ Sigarayı bırakanlarda görülen rahatsızlıklar vd.
ŞÖYLE BİR BAKALIM
Ve bunlardan sonra efendim, kitabın iç sayfalarına gelişi güzel bir çevirmeyle şöyle bir bakalım, neler göreceğiz?.. Daha doğrusu göreceklerimizden kısa bölümler:
Bölüm başlıkları anlatım başlıkları altında görüyoruz ki, bunların pek çoğu değişik isim ve imzalar tarafından kaleme alınmış, Behzat Şaşal hoca bunların bir araya getirilişini sağlamış..
Örneğin, sayfa 166’da Prof. Dr. Kuddusi Gazioğlu’nun “Sigarayı başlamayı önlemek bırakmaktan daha kolay” başlıklı anlatımı,değerlendirmesi var.
Buradan:- “Sigara içmeyenlere göre içenlerde akciğer ve kalp hastalıklarından ölüm oranı daha çoktur. Örneğin sigara içenlerde akciğer kanseri, kronik bronşit ve amfizem içmeyenlere karşılık 15-20 kat daha fazladır” cümleleri dikkat çekici değil mi?.
SONUÇ OLARAK
Sonuç olarak görüyoruz ki, “Sevgili düşmanım sigara” adlı kitap, bugünün ve yarının anne ve babalarına ithaf edilmiş. Rahmetli Selim Sırrı Tarcan’ın “İçtiğiniz her sigara, tabutunuza çakılan bir çividir” sözüyle kitap, arka kapağındaki bu anlamlı sözle bitirilmiş efendim. Tebriklerimi, sevgi ve saygılarımı yineliyorum..
Sağol, eline, kalemine sağlık Behzat Şaşal hoca...

25 Eylül 2008 Perşembe

Bir Nasrettin Hoca Hikayesi
M. Selami Çekmegil
***
İleti...Yazar: Sanih açık 2007-09-07 13:10:24
Sayın hocamız Prof. Dr. İSA KAYACAN'dan gelen aydınlıtıcı bir değerlendirmeyi aşağıda iletiyorum.
Hocamıza teşekkürler sunuyorum...
Nasrettin Hoca'ya çağdaş bakış
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Nasrettin hoca deyince aklımıza gelen ilk gerçek: Güldürürken, düşündürüyor olması.
Bu gerçekten hareketle, araştırmacı-Yazar Behzat Şaşal yeni bir yayın ortaya koydu.
Adı: Güldürürken Düşündüren Nasrettin Hoca'ya Çağdaş Bakış. Kitap 374 sayfayla, Ankara'da "Akasya-Kitap" yayınları arasında gün yüzü gördü.
Behzat Şaşal'ın, "Duygularıyla değil, beyinleriyle öğrenenlere armağan olsun" şeklinde anlamlı, birazda sitemli bir ithafı var beyinleriyle öğrenenlere ihtiyacımız olduğunu sürekli hatırlayabilsek, bunlarla yaşabilsek, ne kadar güzel olur değil mi? Yayınevi yöneticilerince yazılan bir önsöz var kitabın ilk sayfalarından birinde.
Bu önsözün bir yerinde de:
- "Nasrettin Hoca, asırlarca önce o ince zekasıyla insanları güldürerek düşünme eylemini uygulayarak insanlara öğretim ve eğitim sistemini uygulamış büyük bir bilge kişidir" deniyor. Nasrettin Hoca'nın bilinen veya az bilinen (hiç bilinmeyen demeye dilim varmıyor..
Bilinmeyen fıkrasının bulunduğunu inanmak istemiyorum) fıkralarının genel yorumları yapılmakta Behzat Şaşal tarafından. Bunlar ustalıkla, dikkatlilik içinde ve en ince noktasına kadar yorumlanmak suretiyle gerçekleştirilmiş. Örneğin; Parayı veren düdüğü çalar, Hocanın eşeğine ters binmesi, Hırsızın hiç mi suçu yok? Bakalım kara kitap ne buyurur, Bir kişilik eksik verin, Her gün bayram olsaydı, Ye kürküm ye gibi fıkralar anlatıldığından, bilindiğinden daha bir başka açıklık ve netlik içinde sayfalara aktarılmış.
Behzat Şaşal'ın yorum ustalığı kendini göstermiş. Bu ustalık, fıkranın arkasından "kıssadan hisse" başlığı altında verilirken, burada sergilenip ortaya konulurken okuyucuların zeka derinliklerine aktarılma gayreti gösterilmiş.
Hani şu "Yorgan gitti, kavga bitti" adlı fıkra var ya: Hoca bir kış günü kapısının önünde kavga sesleri duyar. Hoca, karısının "yat yatağından dışarı çıkma" ikazına rağmen yattığı yorgana sarılıp dışarı çıkar ya...
Sonra, soğuktan titreyerek içeri girer ya hoca Karısı, kavganın nedenini sorunca, hoca, "Kavga bizim yorgan içinmiş, yorgan gitti, kavga bitti" der ya... Bu fıkranın yorumuna Behzat Şaşal şu cümlelerle başlıyor:
- Kapımızın önünde veya evimizin içinde olsun, bizden miras hakkı doğabilecek kişiler arasında açık ve gizli, zamanlı ve zamansız yapılan çekişmelerin, kavgaların nedeni, bizim mallarımızdan onlara düşecek olan payın kavgası, çekişmesi olabilir...
Tebriklerimi sunuyorum efendim.

24 Eylül 2008 Çarşamba

23 Eylül 2008 Salı

YAZAR VE ŞAİR BEHZAT ŞAŞAL’DAN
İKİ KİTAP
Behzat Şaşal Ankara’da yaşayan Rumeli kökenli bir yazar ve şairdir. Sanıyorum ailesi Romanya’dan Eskişehir’e göç etmiştir.
Biz Behzat ile 1957-1958 yıllarında Ankara’da yedek subaylığımızda beraberdik. Oradan tanışıyoruz.
Sonra Ankara’da Halkevleri Genel Merkezinde görev aldık.
O yandan bu yana dostluğumuz, arkadaşlığımız devam etmektedir. Asıl mesleği mimarlıktır.
Iller Bankasından Baş Plancı olarak emekli olmuştur. Behzat Şaşal Kırklareli’nin yabancısı değildir. 1960’lı yıllarda buraya gelmiştir.
Ilk şiir kitabı DILEKÇE Kırklareli Yeni Istikbal Matbaasında basılmıştır.
Behzat Şaşal bir süre önce bana yazdığı iki kitabını birden gönderdi.
Daha önce “Sevgili Düşmanım Sigara (1976), Evrensel Eğitim ve Bilinçlenmeye Çağrı (2002) Din Evrenseldir- Birlik ve Bütünlüktür, Gözetilmektesiniz, Atatürk’ü Tanımak ve Anlamak ve şiir kitabı Dilekçe’yi yayımlamış, şimdi de Cumhuriyete Gölge Düşürenler ve Nasrettin Hoca’ya Çağdaş Bakış adlı kitapları yayımlamıştır. Görülüyor ki üretken bir yazardır.
Yazdıkları da hacimli kitaplardır.
Anlaşlıyor ki yazarlığa şiirle başlayan Şaşal bu uğraşıyı ikinci plana iterek kitap yazarlığını öne çıkarmıştır. Oysa Behzat bir Ahlak adamı’dır. LAIK AHLAK’ı kişiliğine mal etmiştir.
Zira kendisi Atatürkçü’dür.
Cumhuriyet Aydını’dır.
Islamı Atatürkçü bir zihniyetle sentez etmiştir.
Felsefesi ortayoldur. Şaşal’a göre cumhuriyet’in üzerinde bir gölge vardır.
Fakat bu gölge din değildir. Dış kaynaklı bir takım kuruluşların, ideolojilerin düşürdükleri gölgedir.
Ancak Şaşal’ın “Cumhuriyete Gölge Düşürenler” kitabı konu zenginidir. Konular rastgele değil özenle seçilmiştir. Kitapta Atatürkçüler ile inanç sahipleri karşı karşıya değildirler. Birbirini anlayanı birbirini tamamlayanı bir anlayışın temsilcileridirler. Bu bakımdan Şaşal kitabını okunur kılmıştır. Tekdüze yerine ara başlıklı metinler bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlıdır. “Güldüren Düşündüren NASRETTIN HOCA’ YA ÇAĞDAŞ BAKIŞ” kitabı ise Nasrettin Hoca’yı anlatan girişten sonra hocanın güldüren, düşündüren fıkraları ile sayfalar zenginleştirilmiştir. Şaşal kitabını “Duyumlarıyle değil, beyinleriyle öğrenenlere armağan etmiştir. “Behzat Şaşal Nasrettin Haca’yı bir filozof gibi görmekte, onun yaşayıp yaşamadığını tartışmaktan kaçınarak, doğrudan yaşamışlığını öne çıkarmıştır. Türk gölge oyunu’na adını veren Karagöz böyle değil midir?
Behzat Şaşal okuyan, araştıran, fikir üreten bir kimsedir.
Insanlığa yararlı olanın peşindedir. Sigaranın zararlarını daha yıllar önce mizahi bir şekilde kitabında anlatmıştır. Insanların önüne yasakları doğrudan koymaz ama öyle anlatır ki anlattığı şeyin zararlı olduğunu söylemiş olur. Bu da Behzat Şaşal’ın anlatım biçimidir. Ünlü Yunan düşünürü Sokrat nasıl soru sormak suretiyle fikir doğurttuğunu süylüyorsa Behzat Şaşal’da yumuşak bir dil ve anlatımla insanlara zararlı olanları ortaya koyar. Neticeyi insanın beğenisine, tercihine bırakır. Şaşal’ı yıllar varki görmedim. Geçenlerde aradım sayın eşi ciddi bir rahatsızlık geçirdiğini, şimdi biraz düzelir gibi olduğunu söyledi.
Şaşal sölenenleri dinliyor fakat yanıt vermiyor.
Aziz dostuma acil şifalar diliyorum. Iyi olacağına inanıyorum.
Yine kitap yazamya devam edeceğini umuyorum.
Zira ciddi şeyler Şaşal’ın uğraş konusudur.
Onunla yıllardan beri kıvancı ve tasayı paylaşırız.
Geçen yıl Istabul Gazeteciler Derneğinden aldığım BABIALI’DE ALTIN 50 YIL ödülünden sonra bundan iki ay önce de Istanbul’da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden BURHAN FELEK BASINA HIZMET ÖDÜLÜ’nü aldığımı söyleyemedim.
Demek ki insanların paylaşmak istedikleri halde paylaşamadıkları şeyler de olabiliyormuş.
Galiba HAYAT dedimiz şey bu olsa gerektir. Behzat’a kalemi dert görmesin diyorum acil şifalar diliyorum.
Nazif KARAÇAM
nazifkaracam@gazetetrakya.com
Haberi Ekleyen : Nazif KARAÇAM
Kaynak : Nazif KARAÇAM
Yayınlanma Tarihi : 09.01.2008/12:25:11

BEHZAT ŞAŞAL UNUTULMADI,
UNUTULMAYACAK!..
Mustafa Nevruz SINACI
admin, 22 Eylül 2008, Kategori: MNS
Türk ilim, tetkik ve tefekkür hayatının; Dâr-ı dünya boyutunda samimi hürmet, saygı, sevgi, muhabbet ve iltifata mazhar; Her gittiği yerde iz bırakan, eser veren, kamu âlemin iyi, onurlu, sorumlu, erdemli ve doğrusal yönde inkişaf ve tekâmül boyutuna önemli katkılarda bulunan ender insan ve nadir simalarından biri…
Behzat Şaşal…
Camiada namı diğer: Tay-yi mekân
O, yaklaşık bir buçuk yıldan beridir rahatsız, evinde ve istirahatgâhında meskün.
Aldığımız son haberlere göre, sınırlı bir alan ve makânda hareket kabiliyetini haiz. Rahatsızlığından mütevellit dil-lisan (konuşabilme) problemi de henüz tam anlamıyla aşılabilmiş değil. Ancak az da olsa lüzumu kadar kelime telâffuz edebildiğini ve tutukluğun süratle iyileşme yoluna girdiğini müşahede ediyoruz.Bu meyanda son ziyaretimizde bir hayli kelime telaffuz edebildiğini, meram anlatma ve olağan iletişim yönünde ciddi bir sıkıntısının neredeyse kalmadığını gördük.
Dahası her ziyarette O’nu, (bir öncekine nazaran) daha mutlu, daha huzurlu, manâ, moral ve motivasyonu düzelmiş ve yükselmiş olarak görmek memnuniyeti verici. .Bu ziyaret ve memnuniyet verici süreci müşahedemiz devem edegeldi.Sonra bir süre “muhtemel rahatsızlık” nedeniyle ziyaretlerimize ara verdik. …
Lakin ziyaretlerine nezaketen ve lüzumuna binaen ara veren sanki sadece bizdik.
Behzat ŞAŞAL, öylesine hürmet, muhabbet, tecessüs, hasret ve hayreti mucip bir makam ve mevkiinin sahibi idi ki; Bu sevgi seli, kalbi saygınlık ve manevi yakınlık, ziyaret katsayısının (biz ara vermiş olsak da) sürekli artmasına neden oldu.
Bu trafik şimdi de, adeta ilahi bir teşvik ve imtizaç ile devam etmektedir.
DAHA SONRALARI BİR GÜN;
Behzat Bey’i ziyarete biz biraz ara vermiş olsak bile, her gidip gelenden haber alıyor ve adeta kendimiz gitmişçesine “rahatsızlığındaki iyiye gidişten dolayı” memnun oluyorduk.
Aslında bizi her ziyarette hem memnun, mesrur ve bahtiyar, hem de mahcup eden Behzat bey’in tam bir “Osmanlı Hanımefendisi” olan muhterem eşiydi.
O’ ki, “müstesna bir ANADOLU ANA’SI, fazilet timsali emsalsiz vasıfları, liyakati, eşine karşı hürmet, nezaket, şefkat ve muhabbeti, ilgi-ihtimamında ‘kırma-incitme korkusu ve hassasiyetiyle’ olağanüstü nezaket gösteren pür dikkat davranış biçimi” bizleri hep mahcup etmiş; Behzat bey yönünden sevindirmiştir.
Ziyaretten ayrılırken yaptığımız dua hep aynı olmuştur:
“Yâ Rabbi bütün ailelere böyle âlim, aziz, muazzez, müstesna, muhterem ve mübarek Anneler; Her Müslüman erkeğe bu derece asil, ihsanı bol, şefkatli-merhametli, ülfet ve muhabbet sahibi, insani derecesi yüksek gerçek hanımlar nasip ve ihsan eyle.” Diye hep birlikte dua ve niyaz etmişizdir.İşte bu nedenle Behzat Bey çok şanslı ve Allah’ın bahtiyar kullarındandır.
Bir gün yengeyle birlikte Kızılay da ki fotokopiciye kadar yürüyerek gelirler. Behzat bey illâ bizim fakirhaneye uğramak ister. Fakat yürümeye gücü kalmamış mecali tükenmiştir. Eve arabayla dönerler. Bunu dinlediğimizde hem üzüldük ve hem de sevindik. Bu umut verici bir gelişme idi. O’nun gönül dostları olarak çok sevinmiş, memnun olmuş ve duyduğumuz habere şükrederek çokça dua ve niyazda bulunmuştuk.Hiç unutmayız o gün, Behzat Bey, bizi yollamak için balkona çıktı. Aynı gün hediye olarak götürdüğümüz bayrakla ‘güle güle” anlamında bizi selamladı.Sevinmiş, heyecanlanmış, dualar etmiştik.Bu dualarımız durmadan devam ediyor.
Edecek de; Zaten binlerce duanın muhatabıdır O,
ÇÜNKÜ: Behzat Şaşal bütün hayatını insanlık yararı ve davasına adadı. Bunun ilmini, irfanını, feyiz, ilham ve irşadını: Halkevlerinden ve DKD kurslarından başlayıp; Evrensel bilimin, insanlık sevgisi, kâinat gerçeği, ilim-ihsan ve hakikat boyutunun sır ve hikmet kapısı, sahib-i sultanlarından Hacı Ahmet Kayhan Efendi Hazretleri dahil yolun bütün yücelerinden feyiz aldı. İlim, irfan kam aldı.O, aldığını verdi. Verileni yaydı.Bir ışıktı, mum idi. Mumdan südur nur idi.Etrafı aydınlatır, ışık ve aşk saçarken,Kendi yoruldu bu dem,Şimdi dinlenmededir…
KİMDİR ?…
Kendisine sorarsanız Yunus gibi cevap verir. “Ete kemiğe büründük, Behzat diye göründük” Sonra Mevlâna’dan dem vurur.
Derken Evrensel Çağrı gündeme gelir.
Ahmet Kayhan Hazretlerinin dünya liderleri ve insanlık âlemine seslenişi konuşulur.Biliyorsunuz O bir Şehir-Bölge Plancısı ve kadim bir Mimar’dır.Yanımızda, yöremizde pek çok eser ve sürüp giden hizmet sahibidir.
Açıkçası Behzat Şaşal “Eser, hizmet ve hikmetleri ile müsemma” dır.Sakarya’da, zaman, zaman Sabri Tandoğan Hoca’nın da katıldığı Cuma sohbetleri, Çankaya, Cebeci, Kızılay, ÖZKAYNAK, İKO ve YOYAV konferansları, Kuruluş adıyla Manevi Cihazlanma Cemiyeti şimdiki adıyla “Kültürel Gelişim Derneği” faaliyetleri ve kitaplar. Behzat Şaşal’ın şu anda ülke çapında yayın ve dağıtımı yapılmış dört kitabı var.
Bunlardan son ikisi hasta yatağından yönlendirilmek suretiyle yayınlandı.
1. Sevgili Düşmanım Sigara, Halkevleri Basımevi, 1977 - Ankara
2. Atatürk’ü Tanımak ve Anlamak, Belde A.Ş., Anayurt Gazetesi, Mayıs-2007
3. Cumhuriyete Gölge Düşürenler, Akasya Kitap, Mayıs -2007
4. Güldürürken Düşündüren Nasrettin Hoca’ya Çağdaş Bakış, Akasya Kitapevi,
Yanı-sıra binlerce makale…Konferans, yayın, sohbet, hitap ve muhabbet…
İşte bütün bu eser, hizmet ve hikmetlerden mürekkep hale, enerji, sirayet ve sinerji’nin odağında Behzat Şaşal durur. İnsanlık âlemine iyilik, sağlık, arı’lık-duruluk, güç ve zindelik timsali pozitif enerji yayarak…
Ve elbette unutulmaz. Unutulmayacaktır. O, geniş bir kitlenin kalbinde ve kafasında yaşamaktadır. Daima anılır, aranır, sorulur, sohbet konusu olur, anlattıkları dilden dile dolaşır anlatılır, gönülden gönül’e yol bulur akar.
Bu makaleye son noktayı koymadan evvel, Behzat beyi çok iyi tanıyan komşumuz, emekli öğretmen ve müteahhit Hacı Yusuf ÖZKAYA’ya sordum:
“Behzat Bey denince senin aklına ne geliyor. Sana neler çağrıştırıyor?”
Cevap verdi:
“Sevgi, saygı, insanlık, hoşgörü, samimiyet, nezaket, fazilet, ülfet ve muhabbet”
“İşte Behzat ŞAŞAL budur” dedi Yusuf Bey, ve ekledi:
“aynı zamanda dürüstlük ve mertliktir”
Ne mutlu O’na.. Acil şifalar niyazı ve Selam ile…

EVRENSEL BİRLİĞE ÇAĞRI
İnsanlığın var oluşundan bugüne dek içine düştüğü en büyük yanılgı; kendi aralarında dil, din ve ırklar bakımından ayrım oluşturmasıdır.
Oysa çağımız biliminin DNA’lar üzerine yaptığı araştırmalar sonucu bulmuş olduğu bulgular, bütün insanların aynı genetik özden oluştuğunu ispatlamış bulunmaktadır. Bu nedenle, hepimiz dünyayı kapsayan büyük bir ailenin bireyleriyiz.
İnsanların DİN’ ler arası yarattığı ayrım ise, insanlık tarihinde görülen en büyük yanılgıdır.
Çünkü, ayrı ayrı ALLAH’ lar yok ki ayrı ayrı dinler olsun.
Eğer biraz dikkat eder ve tarafsız bir akılcılıkla değerlendirirsek, bütün Peygamberlerin aynı Allah’ın Peygamberi olduğunu, bütün Peygamberlerin insanlığa aynı Allah’ı anlattığını ve öğrettiğini göreceğiz.
Hangi dini inançta olursak olalım, bu dini inançlara hangi ismi verirsek verelim, dua ve ibadetlerimizde hepimiz aynı Allah’a dua ve ibadet etmiyor muyuz ?
Yani bir TEK Allah bulunmakta ve hepimiz O Allah’a inanmakta, O’na dua ve ibadet etmekteyiz.
Oysa asırlardan beri ayrı ayrı Allah’lar, ayrı ayrı dinler varmış gibi birbirimizle Allah adına savaşlar yapıyor ve birbirimizi öldürüyoruz.
Peki, dini inançlarımızda inandığımız o kıyâmet gününde yüce Allah bize, “Siz birbirinizi niçin öldürdünüz” diye sorduğunda ne cevap vereceğiz ? Eğer “Senin için öldürdük” dediğimizde bize, “Peki, seni ya
ratan da, öldürdüğün insanı yaratan da ben değil miyim ?” dese, ne cevap vereceğiz ?
Bütün dinlerin insanlığa verdiği ortak emir ve insanlardan istediği ortak bilinçlenme; “Sana yapılmasını istemediğin kötü bir şeyi başkasına yapma, sana yapılmasını istediğin iyi şeyleri sen de herkese yap” değil midir ?
Bu güzel ortak emri neden göremiyor ve neden yerine getiremiyoruz ?
Asırlardan beri sürüp gelen ve bilinç altımıza yerleşerek, bizim bir ÖZ parçamız haline gelmiş olan bu olumsuz yanılgılarımızdan ve etkinliklerden kendimizi nasıl kurtaracağız ?
Bunun en kısa ve doğru yolu; toplumlar ve bireyler olarak bizleri, dünyevi çıkarların olumsuz etkisinden kurtaracak şekilde bir ÖZ eleştiri yapmamızdır. Bu öz eleştiri sonucunda da kendi kendimizle bir iç savaşa, yani bir iç cihada girmemizdir.
Gelin, “akıl ve bilgi çağı” denilen bu çağda, asırlardır süren yanılgılardan kendimizi kurtaralım.
Gelin, rengimiz, dilimiz ve dini inançlarımız ne olursa olsun
“ÖZ KAYNAKTA BİR”
olduğumuzu anlayalım ve birbirimizle kardeşçe kucaklaşalım.
Gelin, Allah’ın bizlere vaad ettiği cenneti bu
dünyamızda ve yaşamımızda da elde edelim.
KARDEŞÇE SEVGİLERLE...
Behzat ŞAŞAL
GSM : 0537.683 95 33
e.Mail: bsasal@mynet.com
NOT :

Bu çağrıya katılıyorsanız, bütün çağdaş iletişim araçlarıyla ‘Lütfen, bu çağrıyı yayınlayıp, dünyamızdaki bütün din ve devlet büyükleri ile yetkili kuruluşlara” altına kendi adınızı da yazarak ulaştırınız.
Hizmetinizin karşılığı, ebedi sevgi ve kardeşlik olsun.